Blog

RSS
l014

Yargıtay Kararı: Özel istihdam bürosu bordrosunda fakat başka bir şirket işyerinde çalışan işçinin işe iade davasındaki sorumluluklar

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2013/37248 Esas, 2014/247 Karar ve 16.01.2014 tarihli kararında; özel istihdam bürosunun bordrosunda gösterilip başka bir şirkette çalışan işçinin işe iade davasında gerçek işverenin işçinin fiilen çalıştığı şirket olduğu,  dolayısıyla işçinin fiilen çalıştığı şirkete iadesinin gerektiği, mali sonuçlar yönünden ise istihdam bürosunun da gerçek işveren ile müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Bu hususa kararda şu şekilde değinilmiştir:

“Dosya kapsamından, davalı ……..Şti’nin özel istihdam bürosu belgesi olduğu anlaşılmaktadır. İş ve işçi bulmaya aracılık hizmeti veren özel istihdam bürolarının normatif dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu’nun 90. maddesi ile 19.03.2013 tarih ve 28592 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Özel İstihdam Büroları Yönetmeliğidir. Mezkur kanun ve yönetmeliğe göre, özel istihdam büroları; iş ve işçi bulmaya aracılık etmek ve bu faaliyete yönelik işgücü piyasası, istihdam ve insan kaynakları hizmetlerinde bulunmakla görevli olup bu hususlar dışında, kamu kurum ve kuruluşlarında iş ve işçi bulma faaliyetlerinde ve mesleki olarak geçici iş ilişkisi düzenleme faaliyetinde bulunamaz.

Somut olayda, davalı …Şti’ye ait işyerinde şoför olarak çalışan davacının davalılar arasında yapılan sözleşme kapsamında …..Şti. tarafından aracılık faaliyeti neticesinde temin edildiği anlaşılmaktadır. Buraya kadar yapılan işlemler dayanak yasal mevzuata uygundur. Ancak davacının eylemli olarak davalı ……Şti.’de çalıştığı açık olmasına rağmen bu kez aracılık faaliyeti kapsamı dışına çıkılarak iş sözleşmesi davacı ile davalı …..Şti. arasında yapılmış, Sosyal Güvenlik Kurumu bildirimleri yine bu davalı tarafından işveren sıfatıyla bildirilmek suretiyle davacı kayden çalışanı gösterilmiş ve fesih bildirimi de bu şirket tarafından yapılmıştır. Bu haliyle davalılar arasında görünüşte 4857 sayılı Kanun’un 2/6. maddesine benzer muvazaalı bir ilişki oluşmuştur.

Muvazaa Borçlar Kanununda düzenlenmiş olup, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla ve kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesi arzu etmedikleri görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir. Üçüncü kişileri aldatmak kastı vardır ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir. Ayrıca muvazaalı bir hukuki muamele ile üçüncü kişinin ızrar edilmesi ona karşı bir haksız eylem niteliğindedir. Üçüncü kişiler muvazaa nedeniyle hakları halele uğratıldığı takdirde haksız fiil sorumluluğuna dayanarak muvazaalı hukuki işlemi yapan taraftan zararının tazminini isteyebilir.

Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı biçimde kurulması halinde işçi gerçek işveren işyerine iade edilmeli, ancak işçinin iş sözleşmesinin geçersiz sebeple feshi sonucuna bağlı kanuni yaptırım sonucu doğan alacaklarından muvazaalı işlemin tarafı olan gerçek veya tüzel kişi gerçek işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalıdır.

Somut olayda, davalılar arasındaki dosyaya yansıyan ilişki, davalıların savunmaları, taraf tanıklarının beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının davalı ….Şti.’nin işinde görevlendirildiği, davalılar arasındaki ilişkinin muvazaaya dayandığı anlaşılmakla davacının gerçek işveren davalı …..’nin işyerine iadesine, maddi sorumluluk açısından ise davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesi gerekmektedir.”

 

Kararın tam metnine Çalışma ve Toplum Dergisi 2014/2. sayı sayfa 424-427 ulaşabilirsiniz.

0 - Bu yazıyı ilk beğenen sen ol!

Yorum Yaz

Please correct form

zorunlu alan*