Blog

RSS
Yargıtay Kararı

Yargıtay: Eleştiriyi aşan hakaret içeren söylemler haklı nedenli fesih sonucunu doğurur.

T.C. YARGITAY

22.Hukuk Dairesi

Esas:  2011/346

Karar: 2011/1013

 

Dava: Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi H.C. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Karar: Davacı işçi, iş sözleşmesinin haklı ve geçerli sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatla boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.

Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin, işveren şirketle şirketin işini üstlendiği banka yetkililerine hakaret etmesi sebebiyle İş Kanunu’nun 25 inci maddesi gereğince haklı olarak fesih edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece davacının tek geçim kaynağı olan maaşının düşürülmesinin doğurduğu ruh haliyle protesto amaçlı olarak deftere yazdığı yazı içerikleri işveren açısından kabul edilemez nitelikte ise de işyerinde uzun süredir çalışan davacının daha önce olumsuz bir davranış göstermemesi karşısında yapılan feshin bildiriminin ağır ve orantısız olduğundan davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.

İş Kanunu’nun 25’inci maddesinin II’nci bendinin (d) fıkrasına göre, işçinin işverene veya ailesine karşı şeref ve namusuna dokunacak sözler söylemesi veya davranışlarda bulunması ya da işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması veya işçinin işverene veya aile üyelerinden birine sataşması haklı fesih nedeni olarak sayılmıştır. Böyle durumlarda işçi, Anayasanın 25 ve 26’ncı maddesiyle güvence altına alınmış düşünceyi açıklama özgürlüğüne dayanamaz. Buna karşılık işçinin bu ağırlıkta olmayan işveren aleyhine sarf ettiği sözler çalışma düzenini bozacak nitelikte ise geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Sadece işverene karşı değil, işveren temsilcisine karşı yöneltilen ve haklı feshi gerektirecek ağırlıkta olmayan aleyhe sözler geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Bunun gibi, işçinin, işveren veya aile üyelerinden olmamakla birlikte, işverenin yakını olan veya işverenin yakın ilişkide bulunduğu veya başka bir işte ortağı olan kişilere hakaret ve sövgüde bulunması, bu kişilere asılsız bildirim ve isnatlar yapması özellikle işverenin şahsının önemli olduğu küçük işletmeler bakımından bu durum iş sözleşmesinin feshi için geçerli sebep oluşturacaktır.

İş Kanunu’nun 25’inci maddesi kapsamında değerlendirilecek ağır sözleri, işçi, işverenin veya vekilinin tahrikleri sonucu söylemesi, geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Yapıcı ve objektif ölçüler içerisinde belirli bir uzmanlık alanıyla ilgili eleştiri ya da işletmedeki bozukluk ya da uygunsuzluklara dair eleştiri söz konusu olduğunda geçerli fesihten bahsedilemez.

Dosya içeriğine göre davacının K. A.Ş. Bursa Fomara Şubesi’nde 1998 yılından itibaren güvenlik görevlisi olarak çalışmaya devam ettiği, K. ve Y.K. Bankalarının birleşmesi sonrasında bankanın güvenlik hizmetlerinin davalı şirket tarafından üstlenildiği ve davacıyla davalı arasında yapıldığı iddia edilen yeni sözleşmeyle maaşının 944,00 TL.’dan 735,00 TL.’na düşürülmesi sebebiyle davacının görev yaptığı şubenin işyeri kayıt defterine 28.5.2009-5.6.2009 arasında 7 gün boyunca işveren şirketle banka yetkilileri hakkında hakaret içeren sözler yazdığı ve alınan savunmasında da <yöneticilerin atmış olduğu kazığa karşı tepki ve protestolarımın sonucu olarak yazdım> diyerek kabul ettiği anlaşılmakla davacının bu davranışı nedeni ile iş sözleşmesinin feshi haklı nedene dayanmaktadır. Davanın reddi yerine yazılı gerekçeyle kabulü hatalı bulunmuştur.

Belirtilen nedenlerle, 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin 3 üncü fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.

Sonuç: Yukarıda belirtilen nedenlerle;

1- Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,

2- Davanın reddine,

3- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

4- Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.100,00- TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6- Peşin alınan temyiz harcının istemi halinde davalıya iadesine, kesin olarak, 22.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

1 - Kişi bu yazıyı beğendi!

Yorum Yaz

Please correct form

zorunlu alan*