Blog

RSS
l018

Mülakatın hukuki boyutu…

Geçenlerde bir meslektaşım iş görüşmesi için bir şirketin mülakatında yaşadıklarını bana anlatınca  Tübitak’ın “Uzay Konusunda Deneyimli Eleman Aranıyor” ilanındaki trajikomik durum aklıma geldi.

Yaklaşık dört beş senedir avukat olarak çalışan arkadaşıma mantık sınavı, bilgi sınavı adı altında saatlerce süren sınavlar yapılmış sonrasında da sözlüye alınmış. Hani KPSS’nin özel versiyonu diyebileceğim sınavlar. Bu kadar sınav ile bir avukatın hangi yönü seçme ve değerlendirmeye tabi tutuluyor, hangi objektif kriterler esas alınıyor açıkçası anlayabilmiş değilim.

Seçme ve değerlendirme süreçlerinde sınavda alınan puanın çok başarılı bir yöntem olmadığını düşünüyorum açıkçası. Çünkü sınavdan yüksek not almak kişinin yaratıcı ve üretken olduğunun daha doğrusu o iş için yerinde bir tercih olduğunun göstergesi değildir.  Bu noktada Yale Üniversitesi’nden Prof. Dr. Jeffrey Brenzel’in, Üniversite’ye öğrencileri hangi kriterlerle kabul ettiklerine dair açıklamaları dikkate değer doğrusu. Bakınız Prof. Brenzel ne diyor:

“Sınavlarda en yüksek puan alan öğrenciler her zaman en yaratıcı ve en üretici insanlar olmuyorlar. Toplumun gereksinimi olan girişimci, üretici, organize edici, yeni düşünce ve akımları başlatan kişiler nesnel sınav sonuçlarıyla tespit edilemiyor. Öğrenciyi değerlendirirken bu kişiyi tanıyan öğretmenin, yaz kamp liderinin, spor koçunun, gönüllü olarak çalışmış olduğu sivil toplum örgüt yöneticilerinin mektuplarına, değerlendirmelerine akademik başarı kadar, bazı durumlarda akademik başarıdan daha fazla ağırlık veriyoruz,”

Prof. Brenzil’in görüşlerine aynen katıldığımı ifade etmek isterim. Yale Üniversitesi dünyanın en iyi ilk on üniversitesinden birisi. Ve Brenzel’in tespitine göre de sınavdan en yüksek puanı alan öğrenci aynı anlamda yaratıcı ve üretici olacak anlamına da gelmiyor. Asıl olan üretkenlik olduğuna göre sınav haricindeki yöntemler, Brenzil’in verdiği örneklerde olduğu gibi, adayın yetkinliğinin tespitinde daha önemli rol oynayabilir.

Ancak aynen arkadaşımın başına gelenlerde olduğu gibi, bir çok firma tarafından yapılan işe alım mülakatlarında işe yatkınlığın tespiti ile alakasız ve ilgisiz soruların sorulduğuna şahit olmaktayız.

Evlenmeyi düşünüyor musunuz?

Ne zaman hamile kalmayı düşünüyorsunuz?

Çocuğunuz var mı?

Eşiniz ne iş yapıyor?

Gibi ilgisiz sorular kişinin özel hayatının gizliliğini açık bir şekilde ihlal etmekte, aynı zamanda eşitlik ilkesine de aykırılık teşkil etmektedir.

Ülkemizde iş ilişkisinin kurulması ve sonrasına dair yasal düzenlemeler getirilmiş, ancak maalesef işe mülakata ilişkin boşluk bulunmaktadır. Mülakatın temel ilkeleri yasal kapsamda çizilmeli, işe yatkınlığın tespitinde  eşitliğe ve özel hayatın gizliliğine aykırı sorular sorulamayacağına yönelik açık hükümlerin getirilmesi son derece yararlı olacaktır.

Bunun yanında mülakat neticesinde başarılı olamayan adaya, hangi sebeplerle başarılı olamadığı  ve neden işe alınmadığının da  yazılı olarak bildirilmesine imkan tanıyan yasal bir düzenleme yapılması son derece faydalı olacaktır.

Hamilelik, cinsiyet, siyasal düşünce vb eşitliğe ve özel hayata dair nedenlerle işe alınmayan kişilerin de işverenden tazminat talep etme haklarının olması gerektiği kanısındayım. Böyle bir durumda en önemli sorun iddianın ispatıdır. Bunun için de temel ve zorunlu mülakat ilkeleri hakkında  yasal bir düzenleme getirilmesi mağduriyetlerin giderilmesi anlamında yararlı olacaktır.

 

Detaylı  ve daha çok başlıkta ayrıntılı bilgi almak için:  ‘’ İşverenler İçin İş Hukuku 77 Soru ve Cevap’’ eserini inceleyebilir ve https://rsyayincilik.com/index.php?route=product/product&path=61&product_id=71

linkinden sipariş verebilirsiniz.

1 - Kişi bu yazıyı beğendi!

Yorum Yaz

Please correct form

zorunlu alan*