Blog

RSS
çizme

Çizmelerimi Çıkarayım, Sedye Kirlenmesin!

Sadece rakamla anacağız, bileceğiz onları..

301 kişi.

Ne isimlerini bileceğiz, ne hayatlarını, ne umutlarını, ne de hayallerini..

Sadece “Soma’da hayatını kaybeden 301 kişi” olarak bileceğiz.

İlk başlarda üç beş gün haber yapılacak. Sonrasında ise unutulup gidecek.

Ne de olsa “hayat devam ediyor” değil mi!

Peki hayat nasıl devam ediyor?

“Can”larını kaybeden yüzlerce ev, ana, baba, çocuk ve eş için hayat nasıl devam edebilir ki?

Akşam olunca çocukların “babam gelmiş” diye sevinçleri olmayacak artık.

Yemek sofrasında hep bir hüzün olacak.

Bayramlarda insanlar sevdikleri ile beraberken, artık hep bir şeyler eksik kalacak.

Yani hayat devam edecek, edecek ama hep bir şeyler  yarım kalacak.

Hüzün ve hasretle, “ah kapı çalsa da şimdi canımız gelse” diyecek aileler.

xxxxxxxxxxxxx

Peki bu acı ne uğruna yaşandı?

Elimiz kirlenir diye almak istemeyeceğiz “kömür” uğruna.

Kömür ile insanı yan yana koyduğunuzda, hangisi daha değerli diye bir sorsam, ne cevap verirsiniz?

Herhalde buna mantıklı her birey “İNSAN” cevabını verir.

Ama işte öyle olmadı SOMA’da.

Bırakın yaşam odasının olup olmadığını, son derece ilkel gaz maskelerini bile görmek yeter de artar bile “İNSAN”a ne kadar değer verildiğine.

Paraya, kâra, daha çok kazanç elde etmeye verilen değer “İNSAN”a verilmedi maalesef.

Ve sonuçta yürekleri tertemiz “canlarımız” bir daha hiç gelmemek üzere elveda dediler.

 

Aklımıza kazınan şu cümle bile yeter “insanlığın” ne olduğunu anlamaya.

Daha doğrusu anlamak isteyene!

“Çizmelerimi çıkarayım, sedye kirlenmesin”…..

 

0 - Bu yazıyı ilk beğenen sen ol!

Yorum Yaz

Please correct form

zorunlu alan*