Blog

RSS
l018

Bir Mikro Anketin Düşündürdükleri: Nasıl Bir İK?

“İK önüne gelen kimi vakaları  sorgulamaktan çekinip doğrudan yönetimin istediği gibi aksiyon alıyor. Diğer ifadeyle kimi durumlarda sorumluluk almak istemiyor.”

Bu önerme bana ait değil. Twitterda yayınladığımız  ve 83 kişinin katılımı ile yapılan mikro bir anketin en dikkat çekici sonucu.

son-twwet

Neden böyle bir anket yaptık?

Özellikle profesyonel yaşamda IK’dan beklenti çok yüksek.  Sahne önüne baktığımızda herşey toz pembe.

Ama hayatın gerçek yüzü olan Mahkeme salonlarına baktığımızda bu pembe tablonun aksine, iş ilişkisinde ihtilafın gün geçtikte arttığını görmekteyiz.

Bir araştırmaya göre;

2004 yılında iş mahkemesine gelen dava sayısı bir yılda 189.159 iken, 2014 yılında 424.890’dır. İş mahkemelerine bir yılda gelen dava sayısına baktığımızda, 2004 yılından 2014 yılına oranla 234.631 adet artış olduğu gözlemlenmektedir. 2004 yılında bir davanın ortalama görülme süresi 329 gün iken, bu sayı 2014 yılında 417 gündür. Bir iş mahkemesi hâkimine yılda ortalama 1283 dava düşmektedir. 

Yukarıdaki araştırma bize sahne arkasının sahne önü gibi toz pembe olmadığını gösteriyor. Sürekli ihtilaf üreten bir sistem var. Bu kimilerine göre doğal karşılanabilir, ancak bize göre hiç doğal bir seyir değil.

O yüzden sahne arkasının daha iyi anlaşılması için bu anketi yapmaya karar verdik.

Çıkan sonuç da beni şaşırtmadı diyebilirim.

Önemli Bir Soru: IK Bağımsız Karar Alabilir Mi?

IK’yı; Platon’un idealar dünyasının mağaraya yansıyan gölgeleri olarak görmek ve tasavvur etmek hayalden ibaret.

Çünkü IK, diğer bölümler gibi şirket yönetimine bağlı. En basit ifade ile, ücretini bile bağlı olduğu şirket yönetiminin verdiği karar ile alıyor.

%100 bir bağımsızlıktan elbette söz etmek mümkün değil.

Ancak bu gerçeklik; “bağımlı” olmayı “genel kabul olarak” içselleştirip, irade göstermekten sakınmak anlamına da gelmemeli

Söz konusu “genel kabul” tarzı IK’nın görev ve yetkinlik alanını giderek sınırlandırıyor.

%100 bağımsızlık gerçekçi olmayabilir, ama karar alma süreçlerinde etkin, düşüncesini ve eleştirilerini net olarak ortaya koyan, yanlış gördüğüne direnen bir IK şart.

Sorgulamak Neden Bu Kadar Zor?

Sorgulamak için öncelikli olarak bilmek gerekir. Bilgi, bize neyin doğru neyin yanlış olduğunu gösterir.

Ve tabi buna ek olarak da irade olmazsa olmaz. Yani bildiğini beyan etme.

Çoğu IK Bölümünde özellikle iş hukukuna ilişkin konularda bilgi eksiklikleri olduğunu görüyoruz.

Bilgi eksikliği doğal karşılanabilir. Ancak asıl şaşırtıcı olan, öğrenmeyi istememekte ısrar etmek…

Dikkat çekici diğer bir nokta ise yönetim kararının “kutsal” sayılarak, doğruyu beyan etmekten çekinilmesi.  Yani yöneticinin verdiği karar mutlak doğru olarak kabul edilip, buna göre aksiyon alınması.

Sorgulamadan yapılan aksiyonların da sonucu çoğunlukla dava aşamasında hüsranla bitmekte.

IK Günah Keçisi Mi?

Genel algı maalesef bu.

İşe alımı yapan IK’ya kimse “Ne iyi bir aday bulmuşsunuz” demez.

Veya “Ne kadar güzel bir eğitim” verdiniz sözünü de çok az duyarız.

IK önünde çoğu zaman  personel ile yaşanan sorunları bulur. Ve kendisinden bu sorunu çözmesi beklenir. Oysa, çalışanı yöneten IK değildir. Ama, sorunun bir parçası olmasa bile IK çoğu durumda günah keçisi ilan edilir.

Sorun çözmek yönetimin aldığı kararı sorgulamadan yapmak değil. Bu tutum, IK’yı giderek daha işlevsiz bir hale getiriyor.

Yani sorgulamadan yönetim ne dediyse onu yapmak bile IK’yı günah keçisi olmaktan kurtarmıyor maalesef.

En Kolay Yol Sorumluluktan Kaçmak

“Bize ne söylendi ise onu yaptık”cümlesine aşinasınızdır.

Sorumluluktan kaçarak, kendisine ne söylendi ise onu yapmak iş yapmak değil. Bunun adı olsa olsa “günü kurtarmak” olur.

Oysa iş ilişkisi için önemli olan “günü kurtarmak” değil, “ihtilaf üreten konulara çözüm bulan, aksiyon geliştiren, sorumluk almaktan ve sorgulamaktan çekinmeyen” bir IK’nın varlığı…

Sonuç Olarak Nasıl Bir IK?

Sorgulayan, dik duran, yönetime herşeyi kabul ettiremese bile doğruyu net bir şekilde ifade eden bir IK her zaman değer üretir. En azından görevini yapmıştır ve gönlü rahattır.  Dolayısıyla Etkin bir IK’dır.

Diğer türlüsü de görevini yapıyor görünümü altında “günü kurtarmıştır”. Dolayısıyla Vasat bir IK’dır.

Hangisini istersiniz?

Tercih Sizin….!

 

 

Kaynak: Dava sayıları hakkındaki açıklama için bkz: http://www.calismatoplum.org/sayi47/manav.pdf

 

 

 

 

 

 

 

 

0 - Bu yazıyı ilk beğenen sen ol!

Yorum Yaz

Please correct form

zorunlu alan*