Blog

RSS
ayrimcilik

10 Soruda Ayrımcılığın Önlenmesine Dair Yeni Düzenleme ve Çalışma Hayatına Etkisi

Yazar: Av. Alper YILMAZ*

Ayrımcılıkla ilgili hükümleri taşıyan Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu (bundan sonra “Kanun” olarak anılacaktır) 06.04.2016 tarihinde Mecliste kabul edildi. 20 Nisan 2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Kanun AB Müktesabatına uyum çerçevesinde önemli bir yasal düzenleme niteliğindedir. Bu çerçevede 2012 senesinde kurulan Türkiye İnsan Hakları Kurumunun ismi Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (bundan sonra “Kurum” olarak anılacaktır) olarak değiştirilmiş ve kendisine ayrımcılığı önleme, gerekli aksiyonları alma ve idari yaptırımda bulunma gibi önemli yetkiler verilmiştir.

I- Tanımlar

Kanunun başlangıç bölümünde ayrımcılığa ilişkin kavramlar tanımlanmıştır.

Buna örnek olarak:

İşyerinde yıldırma; kişiyi işyerinden soğutmak, dışlamak, bıktırmak amacıyla kasıtlı olarak yapılan eylemler,

Taciz; psikolojik ve cinsel türleri de dahil olmak üzere insan onurunun çiğnenmesi amacını taşıyan veya böyle bir sonucu doğuran yıldırıcı, onur kırıcı, aşağılayıcı ve utandırıcı her türlü davranış,

Olarak belirtilmiştir.

Söz konusu tanımlara ek olarak Kanunda; Ayrı tutma, Ayrımcılık talimatı, Çoklu Ayrımcılık, Dolaylı Ayrımcılık, Makul Düzenleme, Engelli, Ulusal Önleme Mekanizması, Uygulamalı İş Deneyimi, Varsayalın Temele Dayanan Ayrımcılık gibi kavramların da tanımı ayrıntılı olarak verilmiştir.

Hukukumuzda ilk defa mobing olarak ifade edilen psikolojik taciz ve işyerinde yıldırma gibi kavramların yasal bir metinde tanımlanmış olması  önemli bir gelişmedir.

II- Ayrımcılık Teşkil Eden Fiiller Nelerdir?

Kanun uyarınca cinsiyet, ırk, renk, dil, din, inanç, felsefi ve siyasi görüş, etnik köken, servet, doğum, medeni hal, sağlık durumu, engellilik ve yaşa dayalı ayrımcılık yapılması yasaktır.

Hem özel ve hem de kamu tüzel kişileri ayrımcılıkla ilgili gerekli tespitleri yapmak, ortadan kaldırmak ve eşitliğin sağlanması için gerekli tedbirleri almakla mükelleftir.

Kanun kapsamında ayrımcılık niteliğinde olan fiil ve davranışlar şunlardır:

a)Ayrı tutma

b) Ayrımcılık talimatı verme ve bu talimatları uygulama

c) Çoklu ayrımcılık

ç) Doğrudan ayrımcılık

d) Dolaylı ayrımcılık

e) İşyerinde yıldırma

f) Makul düzenleme yapmama

g) Taciz

ğ) Varsayılan temele dayalı ayrımcılık

Yine ayrımcılığın önlenmesi amacıyla idari ya da adli süreç başlatan kişilerin maruz kaldığı olumsuz muameleler de ayrımcılık teşkil edeceği Kanunda kabul edilmiştir.

III- İş ve Çalışma Hayatına Dair Ayrımcılık Yasakları Neleri Kapsamaktadır?

İşverenin çalışanı veya bu amaçla işe başvuran kişi veya herhangi bir sıfatla çalışmak ya da iş deneyimi edinmek üzere işyeri ve iş ile ilgili bilgi edinmek isteyen kişi aleyhine;

  • Bilgilenme,
  • Başvuru,
  • Seçim kriterleri,
  • İşe alım şartları,
  • Çalışma ve çalışmanın sona ermesi,

Süreçlerinin hiçbirisinde Kanun’da ayrımcılık olarak kabul edilen fiillerin uygulanamayacağı açık bir şekilde ifade edilmiştir.

Yine aynı şekilde;

  1. İş ilanı,
  2. İşyeri ve çalışma koşuları,
  3. Mesleki rehberlik, mesleki eğitim ve yeniden eğitimin tüm düzeylerine ve türlerine erişim,
  4. Meslekte yükselme ve mesleki hiyerarşinin tüm düzeylerine erişim, hizmet içi eğitim,
  5. Sosyal menfaatler ve benzeri hususlarda da,

Kanunda ayrımcılık olarak kabul edilen fiillerin uygulanamayacağı hüküm altına alınmıştır. 

Ayrıca işveren veya işverenin yetkilendirdiği kişinin iş başvurusunu gebelik, annelik ve çocuk bakımı gerekçesi ile reddedemeyeceği de sarih bir şekilde belirtilmiştir.

İş Kanunu dışındaki her türlü iş ve işgörme sözleşmelerinin yukarıda belirtilen ayrımcılık yasağına tabi olduğu Kanunda ayrıca ifade edilmiştir.

IV- Ayrımcılık Yasağının İstisnaları Nelerdir? Hangi Durumlar Ayrımcılık Olarak Nitelendirilmez?

Kanunda ayrımcılık teşkil etmeyecek durumlar da şu şekilde hükme bağlanmıştır:

  • İstihdam ve serbest meslek alanlarında, zorunlu mesleki gerekliliklerin varlığı halinde amaca uygun ve orantılı farklı muamele,
  • Sadece belli bir cinsiyetin istihdamını zorunlu kılan durumlar,
  • İşe kabul sürecinde hizmetin zorunlulukları nedeniyle yaş sınırlarının belirlenmesi ve uygulanması, gereklilik ve amaçla orantılı olması kaydıyla yaşa dayalı farklı muamele,
  • Çocuk veya özel bir yerde tutuması gereken kişilere yönelik özel tedbir veya koruma önlemleri,
  • Bir dine ait bir kurumda, din hizmeti veya o dine ilişkin eğitim ve öğretim vermek üzere sadece o dine mensup kişilerin istihdamı
  • Dernek vakıf sendika gibi kurumların, ilgili mevzuat veya tüzüklerinde yer alan üye olacak kişilerde belli şart ve nitelik aramaları
  • Eşitsizlikleri ortadan kaldırmaya yönelik, gerekli, amaca uygun ve orantılı farklı muamele,
  • Vatandaş olmayanların ülkeye giriş ve ikametlerine ilişkin şartlarından ve hukuki statülerinden kaynaklı farklı muamele,

V- Kurum Tarafından İhlal İncelemelerine Dair Başvurular Ne Zaman Alınmaya Başlanacaktır?

İhlal incelemelerine dair başvurular Kanun hakkındaki Yönetmeliklerin yürürlüğe girmesi ile alınmaya başlanacaktır.  Söz konusu Yönetmeliklerin de Kurul’un ilk toplantı tarihinden itibaren altı ay içerisinde yürürlüğe konulacağı ifade edilmektedir. Dolayısıyla Yönetmelikler yürürlüğe girene kadar ihlal başvuruları Kurum tarafından alınmayacaktır. 

VI-Kuruma Ayrımcılık Yasağını İhlal Nedeniyle Başvuru Usulü Nedir?

Ayrımcılık yasağı ihlalinden zarar gördüğü iddiasında bulunan her gerçek veya tüzel kişi Kuruma başvurabilir. Kuruma başvurularda herhangi bir ücret alınmaz.

İlgililer Kuruma başvurmadan önce Kanuna aykırı olduğunu iddia ettikleri uygulamanın düzeltilmesini ilgili taraftan talep eder. Bu taleplerin reddedilmesi veya 30 gün içerisinde cevap verilmemesi halinde Kuruma müracaat da bulunulabilir. Ancak telafisi güç ve imkansız zararların doğması ihtimali bulunan durumlarda ilgililer doğrudan Kuruma da müracaat edebilir.

Bununla birlikte Kurumun re’sen de inceleme yapma yetkisi bulunmaktadır. Re’sen inceleme yapılan durumlarda da ihlal mağdurunun şahsen belirlenebilir olduğu durumlarda ihlal mağdurunun açık rızasının alınması gerekmektedir.

VII- Kuruma Yapılan Başvurular Dava Açma Süresini Durdurur Mu?

Dava açma süresi içerisinde Kuruma yapılan başvurular işlemeye başlamış dava açma süresini durdurur.

VIII-  İhlal İncelemeleri Hangi Sürede Bitirilecektir?

İhlal incelemeleri Kurum bünyesinde kurulacak Kurul tarafından karara bağlanır.

İhlal başvuruları ile resen yapılan incelemeler başvuru ve resen inceleme kararı tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde sonlandırılır. Bu süre bir kereye mahsus olarak Kurum Başkanı tarafından üç ay daha uzatılabilir. Bu süreç dahilinde, ihlal iddiasına muhatap olan taraftan konu hakkındaki yazılı görüşü de talep edilir. Aynı zamanda taraflara talepleri halinde Kurul önünde ayrı ayrı sözlü açıklama yapma hakkı da tanınabilir.

Yapılacak incelemelerde teknik bilgi gereken durumlarda Kurul tarafından Bilirkişi görevlendirilmesi yapılabilir ve ayrıca gerek görüldüğünde tanık beyanına da başvurabilir.

Yapılan incelemede, Kurul insan hakları veya ayrımcılık yasağı ihlali yapılıp yapılmadığına ilişkin nihai kararını verir. Yapılan inceleme neticesinde ayrımcılık ihlali tespit edildiği takdirde Kurulun Savcılığa suç duyurusunda bulunma yetkisi haizdir. 

IX- İncelemelerde İhlal İddiasını İspat Yükü Kimdedir? İhlal İddiasında Bulunan Tarafta Mı Yoksa İhlalin Muhatabı Olan Tarafta Mı?

Hukukumuzda temel ilke iddia edenin iddiasını ispatla mükellef olduğudur.

Ancak Kanunda bu hususta farklı bir uygulamaya gidildiği, ayrımcılık iddiasının ispatının kimi durumlarda son derece zor olduğu gerçekliğinden hareketle ayrımcılık yasağının ihlali iddiası ile Kuruma yapılan başvurularda, başvuranın iddiasının gerçekliğine ilişkin kuvvetli emarelerin ve karine oluşturan olguların ortaya koyması halinde, karşı tarafın ayrımcılık yasağını ve eşit işlem ilkesini ihlal etmediğini ispat etmesi gerekmektedir.  

Şu halde ihlal iddiasında bulunan başvurucunun iddiasına  ilişkin kuvvetli emarelerin ve karine oluşturan olguların ortaya konması halinde artık ispat yükü yer değiştirecek ve ihlalin muhatabı olan taraf ayrımcılık yasağını ve eşit işlem ilkesini ihlal etmediğini ispat etmesi gerekmektedir.

X- İhlal Kararı Verilmesi Halinde İdari Yaptırımlar Nelerdir?

İhlalin tespiti halinde ihlale sebebiyet veren tarafa Kurul tarafından 1000 TL’den 15.000 TL’ye kadar idari para cezası kesilmesi söz konusu olabilecektir. Ancak bir kereye mahsus olmak üzere para cezası uyarı cezasına çevrilebilir. Buna rağmen ihlal fiilin tekrarı halinde idari para cezası %50 oranında artırılır.  Bu artış ceza üst sınırını aşamayacaktır.

Her ne kadar idari para cezası tek idari yaptırım gibi görünse de, ihlalin tespiti halinde kurumun suç duyurusunda bulunma yetkisi, ihlal kararlarının kamuoyu ile paylaşılması önemli yaptırımlar olarak değerlendirilebilir. 

*Avukat, İstanbul Barosu

0 - Bu yazıyı ilk beğenen sen ol!

Yorum Yaz

Please correct form

zorunlu alan*