Blog

RSS
lepetit

“Fil Yutmuş Boa Yılanı” Çizen Bir Çocuğa Kızmayın Lütfen!

“Şaheserimi büyüklere gösterdim ve korkup korkmadıklarını sordum. Ama onlar:”Korkmak mı? Bir şapkadan niye korkalım ki?”dediler.
Küçük prens
Oysa çizdiğim resim bir şapkaya ait değildi. Koca bir fili sindirmekte olan bir boa yılanını çizmiştim ben. Neyse, büyükler anlayabilsin diye başka bir resim daha çizdim. Bu kez boa yılanının midesindeki fili açık seçik göstermiştim. Şu büyüklere hep açıklama yapmak gerekiyor. İkinci resmim ise şöyle bir şey oldu:
Küçük prens
Bu kez büyüklerin cevabı boa yılanını içten ya da dıştan çizmeyi bir yana bırakıp, coğrafya, tarih, aritmetik ve gramerle ilgilenmemi tavsiye etmek oldu. Böylece altı yaşımdayken resim kariyerimi terk etmek zorunda kaldım. İlk iki resmimin başarısız olması beni hayal kırıklığına uğratmıştı. Büyükler kendi başlarına hiçbir şeyi anlayamıyor. Çocuklar ise aynı şeyin tekrar tekrar anlatılmasından sıkılıyorlardı. “
Yukarıda bahsettiğim hikaye hepinizin de bildiği gibi  Antoine de Saint-Exupéry’nin “Küçük Prens” isimli kitabının en unutulmaz pasajlarından…
—————————————————————————————————————————————-
“Hayal kuracağına git ders ders çalış”
“Hayal aleminde yüzüyorsun”
“Sen kur kur hayal, sene sonunda göreceğim ben seni”
“İşin gücün hayal kurmak, hiç ayağın yere basmaz mı senin”
“O iş ancak hayallerde olur”
Daha yüzlerce bu tarz cümle sıralayabilirim size. Elbette bir çoğuna siz de muhatap olmuşsunuzdur.
Okulda, evde, üniversitede, aile ve dost sohbetlerinde.
—————————————————————————————————————————————-
“Hayal kurmak kötüdür”!
Genel algı maalesef bu.  Çocukluktan bu yana bize bilinçli/bilinçsiz olarak hep bu algı öğretilir.
Küçük prensin yaptığı resmi “fil yutmuş boa yılanı” olarak tasarlaması “saçmadır”.
Ama o resmi “şapkaya” benzetmek mantıklıdır.
Büyükler zaten hep “mantıklı” olanı ararlar.
Sanki bu dünyadaki “mantıksızlıkların” sorumlusu onlar değilmiş gibi. 
Veya “fil yutmuş boa yılanı” çizmek gereksizdir, vakit kaybıdır. Onun yerine daha “ciddi” işlerle uğraşmak gerekir.
Ünlü bir şaire “şiir güzel” ama “bu ciddi bir iş değil ki” demekle aynı manada aslında.
Buradaki kritik ifade: Ciddi İş!
Kime göre ve neye göre ciddi? Veya ciddiyeti neye göre takdir ediliyor.
Para mı? Ünvan mı? Statü mü? Yoksa ürettiği değer mi? Özgünlük mü?
—————————————————————————————————————————————-
Bu noktada ünlü şirketlerin kuruluşundaki “süreçlere” değinmeye hiç niyetim yok açıkçası. Artık okuya okuya, dinleye dinleye ezberlik.
Bahsetmek istediğim nokta, “hayal kurmak = kötü bir şey” algısının olduğu toplumlarda; “hayallerinin peşinden git” ifadesinin yavan ve soyut bir söylemden ibaret kalması.
Daha küçüklükten bu yana hayal kurmanın “boş ve gereksiz” bir iş olduğu bilinci zihinlerimize işlenmiş iken, bir gün birisinin çıkıp “önce hayal et, sonra yap” mealinden cümleler kurması çoğumuzda “hayal kurmayı önce hayal edeyim” düşüncesine neden oluyor.
Ve işe önce “hayal kurmayı hayal etmekle veya en popüler yol başkasının hayalinden avuntu duymakla” başlıyoruz.
Yani hayalimizi bile başkasının hayalinden “kopyala yapıştır” yöntemiyle alıp, “türev hayaller” kurguluyoruz.
Açıkçası kızım Zeynep’in hayal kurarak yaptığı bir resmi, bir dersten  aldığı güzel nottan daha değerli bulurum.
Nedeni çok basit. Ders her zaman öğrenilir ama hayal kurmak neticesinde üretilen değer özgündür.
Toplum olarak bilim, sanat ve teknolojide daha özgün değerler üretmemizi istemez misiniz?
O zaman “fil yutmuş boa yılanı” çizen bir çocuğa kızmayın lütfen!
1 - Kişi bu yazıyı beğendi!

Yorum Yaz

Please correct form

zorunlu alan*