Blog

RSS
Yargıtay Kararı

15 sene 3600 prim nedeniyle fesihte usule ilişkin Yargıtay Kararı

Bilindiği üzere 08.09.1999 öncesinde sigortalı olup 15 yıllık sigortalılık süresi ve en az 3600 prim gün şartını tamamlamaları halinde en son görev yaptıkları işyerinde de bir tam yıl çalışmaları koşuluyla kıdem tazminatı alma hakları bulunmaktadır.

Bu süreçte çalışan önce sgkdan alacağı yazı ile birlikte durumunu kanıtlamalı sonrasında ise işverene bu yönde yazacağı bir fesih dilekçesi ile tazminatını talep etmektedir.

Peki çalışan fesih dilekçesinde bu yönde bir iradesini ortaya koymadı (yani 15 sene + 3600 gün nedeniyle ayrıldığını belirtmedi) ve sgkdan aldığı yazıyı sonradan işverene ibraz etti ise durum ne olacaktır?

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2012/24726 Esas, 2014/23868 Karar ve 09.07.2014 tarihli kararında bu hususa ilişkin olarak şu şekilde karar vermiştir. Kararın tam metnine http://www.calismatoplum.org/sayi43/xyz/10-22.pdf linkinden ulaşabilirsiniz.

Kararın ilgili bölümü şu şekildedir:

“Uyuşmazlık fesih tarihinde 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14/I.5 maddesi uyarınca yaş hariç emeklilik koşullarını taşıyan davacının, fesih tarihinde bu yönde irade açıklamasında bulunmamasının ve istifa etmesinin kıdem tazminatına hakkazanıp kazanmayacağı notasında toplanmaktadır. Bir başka anlatımla iradeteorisine mi yoksa menfaat teorisine mi üstünlük tanınmalıdır.

Açıklandığı gibi konu teoride tartışmalıdır. İrade teorisine göre hak sahibi sayılan kişi iradesini kullanarak hukuk düzenini harekete geçirme yetki ve olanağına sahiptir. Bu nedenle iradesini açıkça belirtmelidir.

Menfaat teorisine göre ise menfaat ve bu menfaatin biçimsel olarak hukuk düzeni tarafa hukukça korunması unsurlarında oluşan hakkın, irade açıklamasına gerek yoktur ve yasa korumaya almış ise hak sahibi yararlandırılmalıdır. Bu iki görüş dışında karma teoriyi savunanlar ise hakkın hukukun biçimsel korunmasına bırakılan ve hak sahibinin iradesine bırakılan menfaat olduğunu belirtmektedirler.

İş hukukunun işçiyi koruyan özelliği ön plana çıkarıldığında, işçi açısından menfaat ve karma teorilerin benimsenmesi gerekir. Zira kıdem tazminatı işçinin işyerindeki yıpranmasının, geçmiş hizmetlerinin karşılığıdır ve bir menfaat olduğu da açıktır. Kıdem tazminatının gerçekleşme koşulları ve miktarı doğrudan kanunlabelirlenmiştir. Bu menfaat hukuk düzeni tarafından korumaya alınmıştır.

Dosya içeriğine göre davacı işçi, fesih tarihinde yaş hariç diğer emeklilik koşullarını sağlamıştır. Kısaca bu tarih itibari ile kıdem tazminatına hak kazanmıştır. Davacının bu yönde iradesini açıklamaması ve kurumdan aldığı belgeyi daha sonra ibraz etmesi hak kazanmayı ortadan kaldırmaz. Bu durum ancak muaccel olma vetemerrüt olgusunu etkiler. Kaldı ki davacının iş sözleşmesini feshederken, dolaylıda olsa uzun süre çalışması nedeni ile işverence öngörülecek bir tazminatın kendisine ödenmesi beklentisi olduğunu açıklayarak, bir anlamda iradesini de ortaya koymuştur. Davacının hesaplanan kıdem tazminatının hüküm altına alınması gerekir. Yazılı şekilde reddi hatalıdır.”

1 - Kişi bu yazıyı beğendi!

Yorum Yaz

Please correct form

zorunlu alan*